Blog

  • Monologlar – 1

    Birbirine karışan radyo frekansları gibi sesler duyuyorum. Hiçbir ses net değil. Konuşmalar üst üste biniyor; sonra kendi iç sesim devreye giriyor. Algıladığım her şey rüyamı?

    Az önce yoğun bir dehşet hissiyle uyandım. Kıpırdayamıyordum. Önce bağırdım ama evde sesimi duyurabileceğim kimse yoktu. Soluma dönüp koltuktan yere kapaklandım. Zar zor ayağa kalkmayı denedim. Betonlaşmış kaslarımla büyük bir savaş vererek yan odaya süründüm. Oradaki kanepede yatmak istedim. Belki olan biten bu salondan kaynaklanıyordu. Uyuyor muyum? uyanık mıyım ? hala bilmiyordum. Sesleri duyuyordum, etrafımı görüyordum. Karanlık koridor, karşı binanın aydınlattığı mutfak. Her şey yerli yerindeydi. Kulağımda hala aynı ses iki radyo kanalı birbirine karışıyor gibi. Buradan anlamalıydım bir şeylerin ters gittiğini. Ve sonra fark ettim hala salondayım. Hiçbir yere gitmemişim. Oysa her şey gerçekti.

    Tekrar uyandım. Gözlerim fal taşı. Bir ses duydum eminim.Zaten o sese uyandım ama artık duymuyorum. Etrafıma bakıyorum. Her zamanki yerimdeyim. Uzunca penceremin hemen önünde duran dar koltukta uyuyakalmışım. Sanırım duyduğum ses kafamın içindeydi. 

    Peki bugün günlerden neydi? Bugün günlerden dün, dün ise önceki gün. Önceki yıl ise aslında seneler önceydi. Bir araf varsa bu olsa gerek. 

    Doğruluyorum. 

    Kalkıyorum. 

    Salon soğuk. 

    Hava hala karanlık. 

    Bugün günlerden neydi? Önceki günün aynısı. Zaman kavramı gençler için. Ben iyice morukladım. Baksana, kafamdaki sesler gerçek sanıyorum. 

    Yıllar geçtikçe geçmiş silikleşiyor. Hatırlayamıyorum kendi geçmişimi.Çocukluğumu. Gençliğimi. Kafamda bir tarih yok. Hepsini silindi. Sadece bugün ve dün var. Dünün de bir tanımı yok. 

    Mutfağa gidiyorum. Karanlık koridorda yolumu kaybetmem umarım. Dilim damağım kupkuru. Su içmek istiyorum. Musluk damlıyor. Damlayan musluğa küfrediyorum, sonra karanlığın içinde daha karanlık gölgemi görüyorum. Kendi gölgemden korkuyorum. Tekrar salona yürüyorum, pencerenin önüne gidiyorum. Çünkü başka nereye gideyim? 

    Duyduğum ses!

    Dışardan değil içimden gelen o ses. İçimden hiç çıkmıyormuş meğer. Yıllardır konuşmuyoruz ama anımsıyorum sesini. Sen konuşuyorsun ben dinliyorum roller değişti. Sadece birbirimizden haberimiz yok.

    Duvara bakıyorum. Burada bir saat olması gerekiyordu! Bugün günlerden neydi? Yarın oldu mu?

    Uzandım tavanı izliyorum. Gözlerim kapanıyor bu sefer. Tam dalıyorum ama yükseklikten düşer hissiyle tekrar uyanıyorum. Bu git geller birkaç sefer üst üste olunca yarı uyanık bakıyorum etrafa. Tavan gökyüzü oluyor ama kulağıma dalgaların sesi. Hayat kısa ve bir o kadar da uzun.

    Yarı uyur yarı uyanıkken sesini duydum. Belkide şimdi yüzünü görürüm.

  • Nerede

    Buraya geldim ne olur beni kabul et
    Sırtımda olan biten her şeyin yükü
    Kimin yükü fazla, kimin az, bilemiyorum
    Sadece buraya geldim, buradayım, birkaç metre ötende

    Buraya geldim çünkü havada asılıydım
    Bu hissi seviyorum aslında
    Kendimi en çok böyle tanıyorum

    Artık her şey için çok geç olduğunda sular durulur ya
    öyle hissediyorum
    Deniz çarşaf gibi ama benim kürek çekmeye mecalim yok
    Kendimi sulara bıraktım sadece
    Dalgalar götürür nasıl olsa diye

    Buraya geldim ne olur beni al
    Bastır kalbine ölmediğimi hissedebileyim
    Geçmişimi sil, beni baştan yarat
    Yeniden gözlerimi açabileyim hayaller dünyasında

    Hiçbir şeyden haberin yok ama yine de affet beni
    Bilmesen de affet
    Buraya gelmek için çok uzun yıllar verdim
    Affedilebilmek için
    Ben kendimi affedemezken sen affet

    Dışarda yağmur var üşüyorum
    Şimşeklerden de korkuyorum bunu bilmiyorsun
    Korkularımı yok et çünkü yanındayım
    Ben değil, sen söz ver
    Çünkü kalbim sende